
Şeker, günlük beslenme konularının en fazla tartışılanlarından biri haline gelmiştir. Peki, onu tamamen hayatımızdan çıkarmalı mıyız yoksa vücudumuz için gerekli midir?
Bu sorulara Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Özer, “Aşırı şeker tüketimi birçok organı olumsuz etkileyerek vücudu yaşlandırır. Bununla birlikte, doğru karbonhidrat kaynaklarını tercih etmek ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmek en uygun yoldur” şeklinde yanıt vermektedir. Özer, şekerin vücuda olan zararlarına ve sağlıklı alternatiflerine de değindi…

Bu riskleri göz ardı etmeyin
1- Hücresel yaşlanma
Şeker, hücresel düzeydeki enzimatik sistemi etkileyerek enerji üretiminden sorumlu mitokondrilerin işlevini bozabilir. Bu durum cildin esnekliğini sağlayan kolajen yapısını bozar ve cilt yaşlanmasını hızlandırır. Ayrıca yalnızca cildin değil, iç organların da daha hızlı yaşlanmasına yol açabilir.
2- İnsülin direnci ve diyabet
Düzenli olarak şekerli gıda ve içecek alımı kan şekeri seviyesini hızla artırır. Zamanla hücreler insüline tepki vermemeye başlar; bu da önce insülin direncine ardından da yaygın bir hastalık olan Tip 2 diyabet riskinin artmasına neden olur.
3- Kalp-damar hastalıkları
Aşırı şeker alımı vücutta kronik inflamasyonu tetikler ve tansiyonu yükseltir. Ayrıca “kötü” kolesterol (LDL) seviyesini artırırken, “iyi” kolesterol (HDL) seviyesini düşürerek kalp-damar hastalığı riskini yükseltir.
4- Karaciğer yağlanması
Rafine şeker ile yüksek fruktozlu mısır şurubu karaciğerde işlenir. Fazla miktar zamanla karaciğer hücrelerinde depolanarak alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasına sebep olabilir.
5- Obezite
Özellikle şekerli içeceklerden alınan sıvı kaloriler, katı gıdalar kadar doyurucu değildir. Bu durum vücudun iştah kontrol mekanizmasını yanıltarak daha fazla kalori alımına neden olur ve hızlı kilo artışı ile çağın hastalığı obeziteye yol açar.
6- Böbrek yetmezliği
Yüksek kan şekeri böbrekleri olumsuz etkileyebilir; tedavi edilmediğinde böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilen hasarlara yol açabilir.
7- Kanser
Şeker doğrudan kansere neden olmaz; ancak yüksek kalori alımı ve obeziteyi teşvik ederek meme, kolon ve pankreas gibi çeşitli kanser türlerinin gelişim riskini artırabilir.
8- Görme kaybı
Kandaki ani şeker yükselmeleri gözdeki retina tabakasını etkileyerek diyabete bağlı retinopati ve görme problemlerine neden olabilir.
9- Sinir hasarı
Uzun süre yüksek kalan kan şekeri sinirleri besleyen ince damarları tahrip eder ve diyabetik nöropati adı verilen sinir hasarına yol açar. Belirtileri ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma hissi veya yoğun ağrı olarak kendini gösterir.
10- Unutkanlık
Şeker beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek bilişsel gerilemeye, unutkanlığa ve günlük yaşam aktivitelerinde zorluklara neden olabilir. Şeker metabolizmasındaki bozukluklar zamanla demans ve Alzheimer hastalığı ile ilişkili süreçlere katkıda bulunabilir.
11- Zayıf bağışıklık
Aşırı şeker tüketimi bağırsaklardaki faydalı bakterilerin dengesini bozarak bağırsak sağlığını ve bağışıklık sisteminin işleyişini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu durum enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına yol açarken genetik yatkınlığı olan kişilerde bazı otoimmün hastalıklar ile kanser türlerinin riski artabilir.
12- Enfeksiyon
Kandaki şeker dengesinin bozulması idrar yolu ve genital bölge enfeksiyonlarına yatkınlığı artırabilir.
Gizli şeker kaynaklarına dikkat!
Paketlenmiş gıdaların büyük çoğunluğunda koruyucu maddelerin yanı sıra yüksek miktarda gizli şeker ile glikoz şurubu bulunabilir. Hatta tuzlu sanılan yiyecekler de yüksek oranda şeker içerebilir. Bu nedenle glikoz şurubu, mısır şurubu, yüksek fruktozlu mısır şurubu gibi ifadelerle tanımlanan ürünlerden kesinlikle kaçınılmalıdır.
Meyve tükettikten sonra 30 dakika yürümek şart!
Meyve tüketirken porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli; günde sadece bir çeşit meyve ve bir porsiyon tüketilmelidir. Örneğin; bir adet muz ya da iki ince dilim karpuza veya bir avuç kiraza ulaşılmalıdır. Karbonhidrat alımında sadece miktar değil aynı zamanda tüketim zamanı da önemlidir; metabolizma günün ilerleyen saatlerinde yavaşladığı için karbonhidratların mümkün olduğunca sabah veya gün içinde alınması önerilir. Bu meyveler tüketildikten sonra yaklaşık 30 dakika yürüyüş yapılması glikozun metabolizma üzerindeki zararlı etkilerini azaltmaya yardımcı olur.
Şekere ihtiyacımız var mı?
Bedenin karbonhidrata ihtiyacı vardır ancak burada “şeker” kavramını karbonhidrat açısından değerlendirmek gereklidir. Sağlıklı bir beslenme programı; karbonhidrat, protein ve yağ olmak üzere üç ana besin ögesine dayanır. Bunun yanı sıra vitaminler ile mineraller de bedenin normal işlevi için büyük önem taşımaktadır. Karbonhidratlar bedenin başlıca enerji kaynağıdır; tamamen beslenmeden çıkarılmaları doğru bir yaklaşım değildir. Tam tahıllı ekmekler, yulaf, bulgur gibi tam tahıllar; mercimek, nohut gibi kuru baklagiller; brokoli gibi sebzelerle elma veya çilek gibi meyveler liften zengin doğal karbonhidrat kaynaklarıdır. Bu gıdalar hem enerji sağlar hem de kan şekeri seviyesinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olur. Önemli olan rafine şekere alternatif olarak lif açısından zengin doğal karbonhidrat kaynaklarını tercih etmektir.
Karaciğerinizi böyle koruyun
Zarar veren rafine şekerler, tatlandırılmış ürünler ile aşırı fruktoz alımı glikoz metabolizmasını olumsuz yönde etkileyerek karaciğerde yağlanmaya neden olabilir. Bu yüzden karbonhidrat ihtiyacı bulgur gibi kompleks karbonhidratlardan karşılanmalı; gazlı içecekler ile aşırı meyve tüketiminden kaçınılmalıdır.
Tatlı krizinizi 1 kaşık üzüm pekmezi ile dengeleyin
Tatlı yeme isteği ortaya çıktığında rafine şeker içeren yiyecekler yerine üzüm pekmezi gibi doğal kaynaklardan yararlanmak mümkündür. Günlük en fazla 1 yemek kaşığı üzüm pekmezi tatlı ihtiyacını karşılamak için ölçülü bir seçenek oluşturabilir.
Sağlıklı bir alternatif daha… Bir avuç sarı leblebi
Sarı leblebi ise tatlı isteğini gidermek için ideal bir atıştırmalık olabilir çünkü lif bakımından zengin bitkisel protein sunarak uzun süre tokluk hissettirir.
The post Şekerin vücuda verdiği 12 zarar first appeared on .